24/7/2007 - ATO; "Nükleer Santral tercih değil, zorunluluk"
ATO raporunda: "Türkiye enerjisinin yüzde 70'ini dışarıdan karşılıyor. Nükleer Santral kurmak tercih değil zorunluluk!" dedi.
Ankara
Ticaret Odasının (ATO) hazırladığı "Nükleer Enerjide Acil Durum" konulu
raporda, Türkiye için nükleer santralın tercih değil, zorunluluk haline
geldiği öne sürüldü. ATO'nun Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK),
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Dünya Enerji Konseyi Türk Milli
Komitesi, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ve Uluslararası Atom
Enerjisi Ajansı verilerinden yararlanarak hazırladığı rapora göre, 2007
Mart ayı itibariyle, dünyada 31 ülkede ticari olarak işletilmekte olan
435 nükleer santral bulunuyor. Hindistan'da 7, Rusya'da 5, Çin'de 5,
Bulgaristan'da 2, Tayvan'da 2, Ukrayna'da 2, Arjantin, Finlandiya,
İran, Japonya, Kore, Pakistan ve Romanya'da birer adet olmak üzere
toplam 30 nükleer santral inşaatı da devam ediyor. Dünyada işletilmekte
olan nükleer santrallerin toplam kapasitesi 368 bin 744 MWe (me*****
elektrik gücü). Nükleer enerji, dünya elektrik talebinin yaklaşık yüzde
16'sını karşılıyor. Bir başka ifade ile dünya üzerinde her 6 ampulden
biri nükleer enerji ile yanıyor. Nükleer santral sayısında, ABD başı
çekiyor. 103 nükleer santrali bulunan ABD'yi 59 santral ile Fransa
izliyor. 55 santral ile Japonya üçüncü, 31 santral ile Rusya dördüncü
sırada bulunuyor. Türkiye'de ise 5 MW ve 250 KW gücünde iki adet
araştırma reaktörü bulunuyor.
İlkini TAEK ile Çekmece Nükleer Araştırma
ve Eğitim Merkezi, ikincisini ise İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji
Enstitüsü işletiyor. Fransa'da elektriğin yüzde 78,5'i nükleerden 2005
yılı rakamlarına göre, nükleer santral bulunan ülkelerde nükleer
enerjinin elektrik üretimi içindeki payı, Fransa'da yüzde 78,5,
Litvanya'da yüzde 69,6, Slovakya'da yüzde 56,1, Belçika'da yüzde 55,6,
Ukrayna'da ise yüzde 48,5. Diğer bazı ülkelerde nükleer enerjinin
elektrik üretimi içindeki payı şöyle: "İsveç'te yüzde 44,9, Kore'de
yüzde 44,7, Bulgaristan'da yüzde 44,1, Ermenistan'da yüzde 42,7,
Slovenya'da yüzde 42,4, Macaristan'da yüzde 37,2, Finlandiya'da yüzde
32,9, İsviçre'de yüzde 32,1, Almanya'da yüzde 31,1, Çek Cumhuriyeti'nde
yüzde 30,5, Japonya'da yüzde 29,3, İngiltere'de yüzde 19,9, İspanya'da
yüzde 19,6, ABD'de yüzde 19,3, Rusya'da yüzde 15,8, Kanada'da yüzde
14,6, Romanya'da yüzde 8,6, Arjantin'de yüzde 6,9, Güney Afrika'da
yüzde 5,5, Meksika'da yüzde 5, Hollanda'da yüzde 3,9, Hindistan ve
Pakistan'da yüzde 2,8, Brezilya'da yüzde 2,5 ve Çin'de yüzde 2."
Fransa, toplam elektrik üretiminin yüzde 78,5'ini nükleer enerjiden
sağlarken, aynı zamanda nükleer enerjiye dayalı bir enerji ihracatçısı
konumuna geldi. Türkiye'nin çevresi nükleer santrallerle dolu
Çernobil nükleer santral kazasının da etkisiyle Türkiye'de bazı
çevreler nükleer santral yapımına karşı çıkıyor. Oysa, Türkiye'nin
etrafı nükleer santraller ile çevrili. Türkiye'ye 16 kilometre
uzaklıktaki sınır komşusu Ermenistan'da, Uluslararası Atom Enerji
Ajansı'nın standartlarına göre güvenlik açısından son sırayı alan
Metsamor Nükleer Santrali bulunuyor. Bir diğer sınır komşusu
Bulgaristan'da ise 2 adet nükleer santral faaliyet gösteriyor.
Bulgaristan'da 2 adet, İran'da ise 1 adet nükleer santral yapımı
sürüyor. Türkiye'de 9 bin ton Uranyum, 380 bin ton Toryum rezervi var
Nükleer santrallerde ağırlıklı olarak uranyum kullanılıyor. Türkiye'nin
9 bin ton uranyum rezervi bulunuyor. Nükleer hammadde kaynaklarına
sahip bölgelerin başında İç Anadolu ve Ege geliyor. Özellikle
Manisa-Salihli, Yozgat-Sorgun, Uşak-Fakıllı, Aydın-Demirtepe ve
Küçükçavdar sahaları uranyum açısından zengin. Öte yandan Türkiye,
dünyanın ikinci büyük toryum rezervine sahip. Türkiye'nin toplam 380
bin tonluk toryumu bulunuyor. Ekonomik olup olmadığı bugün için
sorgulansa bile uranyum ve toryum kaynaklarımızın varlığı gelecekte
nükleer enerji kullanımında Türkiye için bir güvence oluşturuyor. Tercih değil zorunluluk 2006 yılında tüketilen
175,8 milyar kwh elektriğin yüzde 44'ü doğal gazdan, yüzde 25,11'i
sudan, yüzde 18,37'si linyitten, yüzde 7,96'sı taş kömüründen, yüzde
3,04'ü fuel oil'den elde edildi. Bir başka ifadeyle 2006'da elektriğin
yüzde 46,6'sı yerli, yüzde 53,4'ü ithal kaynaklardan üretildi. Elektrik
talebi yılda ortalama yüzde 8 artan Türkiye, her yıl 12-13 milyar
kilovat saatlik elektrik üretimine ihtiyaç duyuyor. Önümüzdeki 15 yıl
içinde sadece elektriğe 130 milyar dolarlık yatırım yapılması
gerekiyor. Doğal gazın vanasını büyük ölçüde Rusya elinde tutuyor.
Türkiye, 2006 yılında 30,8 milyar metreküp doğal gaz tüketirken, bunun
19,5 milyar metreküpünü (yüzde 64) Rusya'dan, 5,7 milyar metreküpünü
İran'dan, 4,2 milyar metreküpünü Cezayir'den, 1,1 milyar metreküpünü
Nijerya'dan aldı. Türkiye'de 6,4 milyar metreküplük üretilebilir doğal
gaz rezervi bulunurken, 900 bin metreküpü 2006 yılında olmak üzere
bugüne kadar toplam 1 milyar metreküp doğal gaz üretildi. 2007 yılında
ise 1 milyar 161 milyon metreküp doğal gaz çıkarılması hedefleniyor.
Türkiye enerjide yüzde 70 oranında dışa bağımlı. 2006 yılında enerji
ihtiyacını karşılamak için, 28,5 milyon ton petrol, 27,4 milyon ton
petrol eşdeğeri doğal gaz, 28,8 milyon ton petrol eşdeğeri kömür ve 9,9
milyon ton petrol eşdeğeri su kullandı. Rapora göre, Türkiye'nin yüzde
70 oranında dışa bağımlılığı da dikkate alındığında nükleer santral
kurmak, tercih değil zorunluluk haline gelmiş bulunuyor. Nükleer enerjide son durum 5654 sayılı Nükleer Güç
Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışına İlişkin
Yasa Çankaya Köşkü'nden geri döndü. Yasanın üç maddesini veto eden
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, nükleer santral kurulmasına vize
veriyor ancak santrali kuracak şirketin yapısı ve denetimine itiraz
ediyor. Türkiye'de nükleer santral yapımıyla Koç, Sabancı, Ciner,
Doğuş, Zorlu, Ak Enerji, Tefken, Çalık ve Akkök gibi büyük holdinglerin
de içinde bulunduğu 18 yerli grup ilgileniyor. Santral yapımıyla
ilgilenen firmalar yasanın çıkmasını bekliyor. Türkiye, 2020 yılına
kadar Sinop ve Akkuyu'da 5 bin me*****lık santral kurmayı hedefliyor.
Firmaların tekliflerinin 15 yıl boyunca en ucuz elektriği nasıl tedarik
edecekleri kriterine göre alınacağı, özel sektörden uygun teklif
gelmemesi durumunda nükleer santrali devletin yapacağı belirtiliyor.
Türkiye bugün nükleer santral kurmaya karar verse bile bu santral ancak
9-10 sene sonra üretime girebilecek. Vakit kaybedilmesi halinde nükleer
reaktör verecek ülke bulamama gibi bir durum da bulunuyor. ATO Başkanı Aygün ATO Başkanı Sinan Aygün, dünyada
nükleer santrallerden ticari olarak elektrik üretiminin 1950'li
yıllarda başladığını hatırlatarak, Türkiye'nin nükleer enerji konusunda
"Çernobil sendromu" yaşadığını ve kısır tartışmalarla vakit
kaybettiğini iddia etti. Aygün, şunları kaydetti: "Çernobil sendromu
yüzünden nükleer santral kuramadık. Dünya 60 yıl önce nükleer enerjiye
yüzünü dönerken, biz sırtımızı döndük. Bugün en yakınımızdaki ülkelerde
nükleer santraller bulunuyor. Ayrıca etrafımızda, 2 bine yakın
yüzer-gezer nükleer santral var, nükleer denizaltılar var. Gerekli
önemler alındığında nükleer enerji güvenli bir enerji türüdür. Türkiye
ciddi bir enerji dar boğazı ile karşı karşıya, Önümüzde iki seçenek
var. Ya karanlık ya nükleer santral." Düşük oranda zenginleştirilmiş 30
ton uranyum ya da 160 ton doğal uranyumun, 1000 MWe gücünde bir nükleer
santralin 1 yıllık enerji üretimini karşılayabildiğine işaret eden
Aygün, bunun birkaç kamyonun taşıyabileceği kadar küçük bir yük
olduğunu söyledi. Nükleer santralin küresel ısınmaya karşı da en güçlü
önlem olduğunu belirten Aygün, nükleer enerjinin, kömür ve doğal gaz
gibi fosil yakıtlı santrallerin neden olduğu sera gazı salınımının
belli bir sınırda tutulmasını sağladığını ifade etti. Aygün, nükleer
enerjiden elektrik üretiminin, Türkiye ekonomisinin uzun dönemde,
elektrik enerjisi üretimindeki fiyat dalgalanmalarından daha az
etkilenmesini sağlayacağını da sözlerine ekledi.
Yuvarlak diskler
üstüne formatları arka arkaya sıralasak satırlar boyu sürebilir. CD,
DVD, VCD, Lazer Disk, BluRay, HD-DVD şeklinde uzayıp giden bu
standartlara bir yenisi de ABD'li bir müzik yapım şirketinin
öncülüğünde eklendi. CDVU+ adı verilen bu yeni format şarkı albümlerine
film DVD'lerinde olduğu gibi zenginleştirilmiş özellikler ekleyecek.
Böylece şarkı sözlerinin senkronize olarak müzikçaların ekranına
gelmesi, kliplerin izlenmesi gibi farklı içerikler de CD'de yer
alabilecek. Video ve yazılı içerik için de zengin seçenekler sunan bu
yeni format için ne yazık ki yeni oynatıcılar ve yeni albümler
gerekecek. Ölü doğan bir teknoloji daha.
Yüksek performanslı oyun bilgisayarlarıyla efsane yeniden kullanıcıların huzurunda
80'li yıllarda bizi ekranların başına kilitleyip eğlenceli saatler geçirmemize yardımcı olan Commodore,
tahtını hızla gelişen teknolojisi nedeniyle masaüstü bilgisayarlara
bırakmış ve uzunca bir süre ortalıktan kaybolmuştu. Oyunseverler için
yüksek performanslı bilgisayarlar ve şık kasa tasarımlarıyla yeniden su
yüzüne çıkan firma "bu yarışta ben de varım" demek için çabalıyor.
Farklı konfigürasyona sahip bilgisayarlar 3500$'dan başlayan
fiyatlarıyla da dikkat çekiyor.
Oyunseverler için tasarlanan
bilgisayarın, dış yüzü kişiselleştirilebilen kasaları yüksek yoğunluklu
ve katmanlı ses yalıtımına sahip. Böylelikle işlemci ve fan gürültüsü
düşürülüyor. XX, GX, GS ve G diye dört farklı modeli bulunan
bilgisayarlardan öne çıkan iki modelin temel özellikleri ise şöyle:
Gigabyte'ın yeni ekran kartı Shader Model 4.0 ve Microsoft DirectX® 10 gibi standartları kullanıyor.
Dünyanın önde gelen anakart ve ekran kartı üreticilerinden GIGABYTE
UNITED INC., ATI'nin yeni Radeon® HD 2000 Serisi mimarisiyle
birleştirilen en son 65 nanometre grafik işleme teknolojisini
kullanarak grafik performansında yeni bir standart yaratan
GV-RX26T256H'yi duyurdu. Yeni 65nm teknolojisi ile, GIGABYTE
GV-RX26T256H önceki nesillere oranla daha az ısı üretirken, bugünün
zorlu uygulamalarının üstesinden gelmek için çarpıcı şekilde daha hızlı
saat ve bellek hızı rekorları sağlıyor. Ayrıca, GIGABYTE GV-RX26T256H
entegre grafik çözümleri, tamamen gerçekçi, yüksek tanımlı oyun ve
yüksek kalitede HD görüntü deneyimi sağlaması dahil, özellik açısından
eşsiz zenginliklere sahip.
Grafik görüntü performansını en üst
seviyeye çıkartmak için, GIGABYTE GV-RX26 serisi ürünler; oyunun
gerçeklik seviyesini geliştirmek üzere dinamik aydınlatma ve hava gibi
inanılmaz derecede ayrıntılı görsel efektler sağlamak için Shader Model
4.0 ve Microsoft DirectX® 10 başta olmak üzere, gelişmiş görsel
teknoloji standartları kullanıyor. ATI'nin Avivo™ HD teknolojisini
sunan GIGABYTE GV-RX26 serisi; sessiz ve soğuk işlevselliliği ile
yüksek kalitede HD görüntü işleme ve ayrıca ev sineması tutkunlarını
sevindirecek olan; aslına uygun, kusursuz derecede düzgün ve yeni nesil
görüntüleri kayıttan oynatma için yerleşik 5.1 surround ses özelliği
taşıyor.
Ayrıca; GV-RX26T256H, istenmeyen ses ve gürültüye
neden olmadan, grafik işlemcisini (GPU) fansız olarak soğutmak için,
doğal bir ısı yayımı sistemi oluşturmak üzere kasanın içi ve dışı
arasındaki termal farktan yararlanan GIGABYTE'ın benzersiz Silent-Pipe
II™ termal tasarımına sahip. GIGABYTE GV-RX26T256H, yüksek performanslı
bir iç sıcaklık borusu ve sistem performansından ödün vermeden dengeli
soğumayı sağlayan gelişmiş Screen-CoolingTM teknolojisi ile donatılmış
durumda.